top of page

Dijital Çağda Bağımlılık: Kent Yoksulluğu, Eşitsizlik ve Sosyal Politikalar Açısından Yeni Bir Risk Alanı

Bağımlılık, Türkiye’de uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak madde kullanımı ile ilişkilendirilmiş olsa da, son zamanlarda dijitalleşmenin hızlanmasıyla birlikte ekran bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı ve sanal kumar gibi yeni bağımlılık türleri özellikle büyükşehirlerde hızla yaygınlaşmaya başladı. İstanbul Planlama Ajansı’nın Bağımlılığın Yeni Yüzü raporu ile akademik çevrelerin katkı sunduğu I. Ulusal Bağımlılık Araştırmaları Sempozyumu Bildirileri birlikte değerlendirildiğinde, bu yeni durumun yalnızca bir bireysel sağlık sorunu değil; giderek derinleşen bir sosyal politika meselesi olduğu açıkça görülüyor.

 

1. Bağımlılık Artık Bir “Toplumsal Eşitsizlik” Meselesi

Her iki çalışma da dijital bağımlılıkların özellikle yoksul mahallelerde, genç erkeklerde, kırılgan hanelerde ve gelir güvencesi zayıf ailelerde daha hızlı yayıldığını gösteriyor.

·      Ekran bağımlılığı için  İBB Bünyesinde yer alan Sosyal Uyum ve Destek Merkezleri’nin (SUDEM) başvurularına en çok gelen yaş aralığı 10–15 yaş.
  

·      Sanal kumar bağımlılarının neredeyse tamamı 25–34 yaş arası erkekler ve “parayı artırma isteği” başlama nedeni olarak öne çıkıyor.  

·      Akademik çalışmalar, dijital davranış bozukluklarının “boş zaman kıtlığı, başarısızlık duygusu ve sosyal dışlanma” yaşayan gençlerde daha olduğunu gösteriyor.
  



Bu tablo, bağımlılığın artık yalnızca psikolojik değil; ekonomik eşitsizlik, sosyal dışlanma ve kent yoksulluğu ile iç içe geçen çok boyutlu bir sorun olduğunu kanıtlıyor.


2. Yoksulluğun Dijital Yüzü: Ekran, Oyun ve Sanal Kumar

Ekran bağımlılığı bir “sessiz yoksulluk göstergesi” hâline geliyor.

İstanbul’daki çocukların önemli bir kısmı için mahallesinde oyun alanı, spor imkânı, güvenli sosyal alan bulunmuyor. Bu nedenle ekran, özellikle dar gelirli hanelerde “en ucuz eğlence” ve “güvenli vakit geçirme” aracı hâline geliyor.
 

Sempozyum bildirileri, çocukların ekranı bir kaçış alanı olarak gördüğünü ve ailelerin dijital kontrollere erişim kapasitesinin düşük olduğunu vurguluyor.

Sanal kumar ise ekonomik kırılganlığı doğrudan sömüren bir tuzak.

İPA verilerine göre sanal kumar başvurularındaki artışın temel nedeni:

·      Borç baskısı,

·      gelir güvencesizliği,

·      ani para kazanma isteği,

·      sosyal medya ve algoritmik reklamların agresif yönlendiriciliği.
 

Bu durum, ekonomik kriz dönemlerinde bağımlılık davranışlarının sosyal politika boşluklarını doldurduğunu, aslında bir “çıkış arayışı” olarak işlediğini gösteriyor.

3. Aile Yapısının Dönüşümü ve Sosyal İzolasyon

Her iki çalışma da bağımlılıkların aile yaşamı üzerindeki etkisine dikkat çekiyor:

·      
Ekran bağımlılığı aile içi iletişimi zayıflatıyor.

·      Sanal kumar aile içi şiddet, borçlanma ve kopuş riskini büyütüyor.

·      Dijital bağımlılıkla mücadelede ailelerin bilgi düzeyi düşük; rehberliğe erişim sınırlı.

Özellikle yoksul ailelerde ebeveynlerin uzun çalışma saatleri nedeniyle çocuklar erken yaşta kontrolsüz dijital alanlarla baş başa kalıyor. Bu da bağımlılığın toplumsal köklerini güçlendiriyor.

Sosyal politika açısından bakıldığında bu tablo, “aile merkezli koruyucu hizmetlerin dijital çağa uyarlanması” gereğini ortaya koyuyor.

4. Kamu Politikaları: Önleme, Erken Müdahale ve Rehabilitasyonda Yeni İhtiyaçlar

İstanbul’daki SUDEM merkezleri, raporlara göre bağımlılık alanında ücretsiz ve erişilebilir bir destek modeli sunuyor. Ancak başvuruların artışı, ihtiyacın çok daha büyük olduğunu gösteriyor.



 

 

Sosyal politika açısından temel ihtiyaçlar:

1. Dijital Eşitsizlikle Mücadele 

·      Sadece internet erişimi değil, güvenli ve bilinçli dijital kullanım ilkesi sosyal politika başlığı hâline getirilmeli.

·      Düşük gelirli çocuklar için okul sonrası programlar, spor ve sanat merkezleri yaygınlaştırılmalı.

2. Ekran Bağımlılığı İçin Erken Uyarı Sistemleri 

·      Okullarda rutin dijital davranış taramaları, rehberlik birimlerinin kapasite artırımı.

·      Ailelere yönelik ücretsiz dijital okuryazarlık programları.

3. Sanal Kumarın Düzenlenmesi ve Riskli Grupların Korunması 

·      Dijital kumar reklamlarının tamamen engellenmesi.

·      Bankacılık ve ödeme sistemleri üzerinden riskli işlemler için uyarı mekanizmaları.

·      İşsizlik ve yoksullukla mücadele programlarının bağımlılık riski perspektifiyle güçlendirilmesi.

4. Gençlere “Alternatif Sosyal Alanlar” Sunulması 

·      Mahalle ölçeğinde spor – kültür – gençlik merkezleri.

·      Güvenli dijital içerik üretim atölyeleri.

·      Gönüllülük, dayanışma ve katılım programlarının güçlendirilmesi.

 

 

5. Yerel Yönetimlerin Rolü: “Koruyucu Şemsiye” Modeli 

İPA verileri yerel yönetimlerin bağımlılıkla mücadelede önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor. İstanbul’da SUDEM modelinin başarısı, sosyal politikaların yerelden başlayarak güçlendirildiğinde etkili olacağını kanıtlıyor.



Yerel yönetim odaklı bir sosyal politika yaklaşımı şu sac ayakları üzerine kurulmalı:

1. Koruyucu Hizmetler 

Mahalle bazlı aile danışmanlığı, ebeveyn eğitimi, dijital okuryazarlık, gençlik kulüpleri.

2. Önleyici Hizmetler 

Okul ve gençlik çalışmalarında bağımlılık farkındalığı, psikososyal destek ağları.

3. Tedaviye Erişim 

Ücretsiz terapi, grup çalışmaları, mekânsal olarak erişilebilir SUDEM benzeri merkezler.

4. Toplumsal Dayanışma Mekanizmaları 

Kadın dayanışması, mahalle gönüllü ağları, gençlik destek platformları, spor-sanat olanakları.

Bu model, bağımlılığın kök sebeplerine (yoksulluk, yalnızlık, umutsuzluk, dijital manipülasyon) yönelik kapsamlı bir müdahaleyi mümkün kılar.

 

 

Sonuç: Dijital Çağda Sosyal Politika, Bağımlılık Alanında Güçlü Bir Dönüşüme İhtiyaç Duyuyor 

İPA raporu ve ulusal akademik bulgular birlikte değerlendirildiğinde net bir tablo ortaya çıkıyor:


👉 Bağımlılık artık toplumsal eşitsizliğin yeni yüzü.

👉 Dijitalleşme, yoksulluk ve yalnızlık birleştiğinde bağımlılık riski hızla artıyor.

👉 Çocuklar ve gençler, yeni bağımlılık biçimlerinin en kırılgan grupları.

👉 Yerel sosyal politikalar, koruyucu ve önleyici güç olarak merkezi önemde.


Sosyal politikalar, dijital çağın yeni risklerini tanımakla kalmamalı; gençler, kadınlar ve yoksul mahalleler için umut veren bir toplumsal dayanışma altyapısı kurmalıdır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page