ZORBA MI DOĞDUK, ZORBA MI OLDUK? NEYDİ BU AKRAN ZORBALIĞI?
- Şafak GÜNDOĞDU GÜNDOĞDU

- 9 Kas 2025
- 3 dakikada okunur
Akran zorbalığı, yalnızca okul koridorlarında ya da sokaklarda yaşanan bir çocukluk meselesi midir?
Zorbalık nedir, tercih mi edilir yoksa bir davranış biçimi olarak mı öğrenilir?
Hiç düşündünüz mü bunları?
Bir çocuk, bir ya da birden fazla akranı tarafından sürekli olarak dışlandığında, alay edildiğinde, itilip kakıldığında veya sosyal olarak yok sayıldığında yaşanan, basit bir çatışma değildir.
Bu, o çocuğun kişiliğine, benlik algısına ve insanlara duyduğu güvene yönelen sistemli bir saldırıdır.
Peki bu saldırı şekli tek tip midir yoksa değişken midir?
İsim takmak, eşyalarını gizlemek, grupça dışlamak ya da herhangi bir ortamda küçük düşürmek…
Sıralamakla bitmez.
Ama asıl önemli olan, çocuktaki etkisidir.
Bu acılı ve sancılı süreç çocuğa ne öğretir?
Adam olmayı mı? Büyümeyi mi? Hayatı mı?
Maalesef bilemediniz…
Sessizliği! Hem de derin sessizliği…
Çünkü çocuk, ailesine durumu yansıttığında daha da aşağılanacağını ve küçük düşürüleceğini bilir.
Bu nedenle çoğu zaman konuşmaz.
Utandığı, suçluluk hissettiği veya “abartıyor” denilmesinden korktuğu için içine kapanır.
Bu sessizlik zamanla bir karakter özelliğine, hatta bir hayatta kalma stratejisine dönüşür.
Ve çoğu zaman, büyüdüğünde dahi kendini korumak yerine geri çekilen bir yetişkin olur.
Üstelik biz yetişkinler, bu sessizliği çoğu zaman görmezden geliriz.
“Çocuk işte”, “Biraz sert olmayı öğrenir”, “Kendi halletsin” gibi sözlerle üstünü örteriz.
Oysa o an, çocuğun içindeki ışığın sönmesine tanıklık ederiz.
Herkes Mükemmel (!) Anne Babayken Zorba Çocuk Nasıl Zorba Olur?
Hiçbir çocuk doğuştan kötü değildir.
Zorbalık bir doğa özelliği değil, öğrenilen bir davranıştır.
Zorba çocuk, çoğunlukla ilgisiz veya baskıcı aile ortamlarında büyür.
Sevginin koşullu olduğu, şefkatin ödül gibi verildiği evlerde çocuk “gücü” yanlış biçimde anlamaya başlar.
Öfke, küçümseme ve aşağılama çocuk için normalleşir ve dış dünyada tekrar edilir.
Tam tersi durumlar da vardır:
Sürekli ezilen ya da yok sayılan çocuk, kendini var edebilmek için başkaları üzerinde kontrol kurmaya çalışır.
Bu anlamda zorbalık, çoğu zaman görülmemenin, duyulmamanın bir tezahürüdür.
Aileler “Bizim çocuğumuz yapmaz” demeden önce, çocuğun duygusal dünyasını gerçekten iyi incelemelidir.
Empati kapasitesi, evde gördüğü iletişimle şekillenir.
Birbirine saygılı davranmayan bir aile ortamında çocuğun saygıyı öğrenmesi mümkün müdür?
Kendisini koşulsuz seven bir yetişkin yoksa, çocuk sevginin yerine güç ya da korkuyu koyar.
Ne yazık ki birçok aile zorbalığı hâlâ büyüme sürecinin bir parçası olarak görür.
Bazıları çocuklarının kavga etmesini “güç göstergesi” sayar; bazıları ise mağduriyetini “zayıflık” olarak değerlendirir.
Bu yanlış algı, hem zorbanın davranışını meşrulaştırır hem de mağdurun yalnızlığını derinleştirir.
Oysa aile desteği varsa çocuk korkmadan anlatır.
Ebeveynin görevi, çocuğa “Ben yanındayım.” duygusunu verebilmektir.
Okulun Rolü ve Seyircilerin Sessizliği
Zorbalık yalnızca zorba ile mağdur arasında yaşanmaz; her olayın bir de “seyircileri” vardır.
Sınıfın köşesinde olup biteni izleyen, gülüp paylaşan veya sessiz kalan çocuklar…
Kendisine de aynısı yapılır korkusuyla susan ya da zorbalara destek olan çocuklar…
Okullar, bu döngüyü kırabilecek en önemli alanlardır.
Zorbalıkla mücadele yalnızca disiplin cezası vermekle mümkün olmaz;
çocuğa duygusal farkındalık, empati ve birlikte yaşama kültürü kazandırmak gerekir.
Bastırıcı önlem yerine önleyici tedbir almak esastır.
Her okulda zorbalıkla mücadele politikası olmalı;
öğretmenler yalnızca akademik değil, psikososyal gelişimi de izlemelidir.
Bir çocuk sürekli dışlanıyorsa, biri hep öne çıkıyorsa veya “şakalar” hep aynı kişiye yapılıyorsa, bu bir sinyaldir.
Yetişkinlerin görevi bu sinyali görmek ve müdahale etmektir.
Toplumsal Duyarsızlığın Yansımaları
Zorbalık, toplumun küçük bir yansımasıdır.
Büyükler arasındaki kutuplaşma, hakaret, şiddet ve tahammülsüzlük çocukların dünyasına birebir yansır.
Farklı düşünen insanlar ötekileştiriliyorsa, çocuk da sınıfta farklı olanı dışlamayı doğal bulur.
Yani akran zorbalığı yalnızca bireysel değil, kültürel bir sorundur.
Ne Yapmalı?
Çocuklara erken yaşta empati eğitimi vermek,
Okullarda zorbalıkla mücadele politikalarını görünür hâle getirmek,
Aile içi iletişimde şiddet, küçümseme ve korku yerine sevgiyi yaşatmak,
Sosyal medyada veya okulda yaşanan dijital zorbalıkları göz ardı etmemek,
Ve en önemlisi, çocukların duyulma haklarını korumak gerekir.
Zira yetişkinlerin görevi sesi bastırmak değil, duyurmaktır.
Ez Cümle
Akran zorbalığı, bir çocuğun hayat çizgisini değiştirebilir.
Kimi zaman bir cümleyle başlayan o incitici süreç, yıllar sonra bile iz olarak kalabilir.
Bir çocuk sessizse mutlaka bir nedeni vardır.
Ve bazen, bir yetişkinin fark etmesi, bir kelimesi, bir dokunuşu bir hayatı değiştirebilir.
Zorbalık karşısında sessiz kalan herkes, o zorbalığın bir parçasıdır.
Ama konuşan, gören ve koruyan herkes o çocuğun umudu olabilir.



Yorumlar